Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, katıldığı bir canlı yayında önemli açıklamalarda bulundu. Şimşek, kamu çalışanları ve emeklilerin maaşlarının en az enflasyon oranında artırılacağını belirtti.
Orta Vadeli Program’ın (OVP) kamu için bir politika taahhüdü, özel sektör için ise bir yol haritası olduğunu vurgulayan Şimşek, temel hedefin dezenflasyon olduğunu söyledi. Ancak bu hedefe arzulanan hızda ulaşılamadığını, bunun nedenleri arasında iç ve dış faktörlerin bulunduğunu belirtti.
Şimşek, dünyada yaşanan enerji şoku ve emtia fiyatlarındaki artışların Türkiye’de de enflasyonu olumsuz etkilediğini dile getirdi. OVP’nin en bağlayıcı hedefinin bütçe olduğunu belirten Şimşek, kamunun giderler üzerindeki kontrolüne dikkat çekti. 2026 yılı için bütçe açığı hedefinin yüzde 3,5’ten yüzde 3,1’e düşürüldüğünü açıkladı.
Geçen yılki OVP’de 2026 yılı için öngörülen yüzde 3,8’lik büyüme hedefinin, bu yıl yüzde 3,3 civarında gerçekleşmesinin beklendiğini aktardı. Enflasyon hedefinin tam tutmadığını, bunun nedenleri arasında savaşın etkisi ve enflasyondaki ataletin bulunduğunu belirtti. Bu durumun daha çok zaman gerektirdiğini ve hedeflerin bu çerçevede revize edildiğini ifade etti.
Şimşek, OVP sayesinde kur korumalı mevduatın sona erdirildiği, rezervlerin endişe kaynağı olmaktan çıkarıldığı ve mali disiplinin tesis edildiği yönündeki hedeflere ulaşıldığını savundu. Eleştirilere yanıt olarak, OVP hedeflerinin büyük oranda tuttuğunu, önemli olanın yön olduğunu ve bu yönde bir değişiklik olmadığını söyledi.
Dezenflasyonun 2024’ün ikinci çeyreğinden itibaren başladığını anımsatan Şimşek, savaş etkisi arındırıldığında enflasyonun bu yıl yüzde 20-22 civarında olacağını, ancak öngörülen zaman çerçevesinin uzayabileceğini belirtti. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) uluslararası normlarda veri ürettiğini de ekledi.
Hayat pahalılığıyla mücadelenin en büyük öncelik olduğunu vurgulayan Şimşek, seçim sürecinde dezenflasyondan vazgeçilmeyeceğini belirtti. Dezenflasyonun gelir dağılımını iyileştirdiğini ve sürdürülebilir yüksek büyüme için gerekli olduğunu söyledi. Kamu çalışanları ve emeklilerin maaşlarının her zaman en az enflasyon kadar artacağını yineledi.
Türkiye’de normalde olması gerekenin ‘dalgalı kur rejimi’ olduğunu ancak tek yönlü bir piyasa olduğunda ‘yönetilen kur rejimi’ ile karşı karşıya kalındığını ifade etti. İhracatçıların zorunlu döviz satışı yükümlülüğünün kaldırılarak daha esnek bir kur rejimine geçilebileceğini ancak bunun için piyasa şartlarının henüz oluşmadığını belirtti. Reel kurun baz alınan yıla göre 100’ün altında olduğunu söyledi.
Şimşek, rekabet gücünü belirleyen faktörün sadece kur olmadığını, girdi maliyetlerinin ve dış talebin de önemli olduğunu vurguladı. Türkiye’nin sanayiye en ucuz doğal gazı ve elektriği verdiğini, ancak rakiplerin durumunun ve dış talebin de dikkate alınması gerektiğini belirtti. Çin’in ihracatındaki artışın da rekabet üzerinde etkisi olduğunu söyledi.
Orta Vadeli Program’da reel sektörü desteklemeye yönelik adımlar atıldığını, imalat sanayisine işletme sermayesi desteği verileceğini açıkladı. İhracatçılara verilen reeskont kredilerinin hacminin artırıldığını ve Eximbank’ın sermayesinin yükseltildiğini bildirdi. Tarım sektörüne de yoğun destekler verildiğini ve çiftçilere düşük faizli kredi sağlandığını belirtti.
Kayıt dışılıkla mücadelede başarı elde edildiğini ve gelir vergisi beyanname veren mükellef sayısının arttığını aktaran Şimşek, gelecek seneki bütçe planlamasında eşel mobil sisteminin devamının olmadığını ancak yıl sonuna kadar kısmi olarak mazotta devam edeceğini söyledi. Bütçenin önemli ölçüde eşel mobilin devam etmeyeceği varsayımı ve kayıt dışı mücadeleyle kurgulandığını belirtti.
Türkiye ekonomisinin G20 içerisinde büyümede ilk sıralardaki yerini koruduğunu ifade eden Şimşek, büyüme ve dezenflasyon arasında orta ve uzun vadede bir çatışma bulunmadığını söyledi. Cari açık ve makroekonomik dengesizliklerin giderilmesi için iç talepte dengelenmenin kaçınılmaz olduğunu ancak bu süreçte üretimi ve yatırımları desteklemeye devam edeceklerini sözlerine ekledi.
ABD’nin bir Türk yatırım bankasına yönelik yaptırım kararına ilişkin ise, ABD ile üst düzey diyalog ve işbirliğinin sürdüğünü, bu karardan Türkiye geneline yönelik bir risk algısı çıkarılmasının yanlış olacağını vurguladı. Türkiye bankacılık sektörünün uluslararası standartların üzerinde sermaye yeterlilik oranına sahip olduğunu ve varlık kalitesi ile denetim çerçevesinin güçlü olduğunu belirtti.
Reklam & İşbirliği: [email protected]